| YAZARLARIMIZ |
![]() |
|
Değişim
Üzerine Sinerji Denemeleri: Gerçeği
Yakalayabilmek
Nitekim Albert Einstein (1879–1955) kendi teorisini açıkladıktan sonra ; eğer kuramıyla ortaya koyduğu öndeyileri, dakik teorik hesaplamalarla uyuşmazlarsa kuramının yanlışlığını kabul edeceğini ilan etmiştir. Bu tabii ki şaşırtıcı ama asıl can alıcı noktaya şimdi geliyoruz. Einstein hemen arkasından gözlemler beklenildiği gibi çıksa bile kuramının yanlış olacağını söylemiştir. Sadece gerçeği yakalamaya doğru bir adım, Newton’unkinden daha ileriye götüren bir adım olduğunu bilmemizi istemiştir. Tümden gelim sadece bilimcilerin kendini kandırmasını engellemekle kalmamış ayrıca bazen gerçeğin iki ucunu yakalama olanağı da vermiştir. Örneğin Newton (1642-1727) ışığın düz çizgiler üzerinde hareket eden parçaçıklardan oluştuğunu, onun çağdaşlarından Hook(1635-1703) ise ışığın bir dalga olduğu sonucuna varmıştı. Bugün görüyoruz ki modern fizik bize ışığın hem parçacık hem de dalga gibi davrandığını söylüyor. Elbette tümden gelimin bilimde faydalı olduğu yerler de var. Bunu inkar edemeyiz. Söylemek istediğim her iki yöntemin de dengeli bir biçimde kullanılması ve bizi yanlış sonuçlara götürmesinin önüne geçilmesidir..peki geçilmezse? Bazı bilimciler bir teorinin yanlışlığına ya da doğruluğunu önce kendisini inandırıp sonra düşündüğünün doğru olduğunu isbat için veri toplama işine girişiyor. Bu arada karşılaştığı negatif verileri ise ya küçümsüyor ya da görmezlikten geliyor. Hoşuna gitmeyen şeyleri çok kolay unutabiliyor. Hoşuna giden şeyler ne kadar ufak da olsa büyüttükçe büyütüyor. Artık ona bilimci değil kendi görüşünü savunan bir avukat demekten başka çaremiz kalmıyor. Ya onların peşinden giden bilimciler? Sonuçta olan bilimsel düşünceye oluyor ve dogmatik zihin yapısı oluşuyor. Ne yazık ki bilim ileriye değil geriye doğru gidiyor. Yazılarımıza başlarken niyetimiz sinerjiydi. Yani veri toplayıp bazı konuları tartışacağız. Peki bunu nasıl yapacağız? Bunların cevabını da müsaadenizle bir daha ki makalede vermeye çalışalım. Kaynaklar* 1-Ernst Mach, Yeni Bir Duyu, Populer Bilim Konferansları (1897) 2-Karl Popper, Yılmayan Bilim, Eleştirmenlerime Yanıtlar (1974) 3-Herbert Butterfield, Kimyanın Değişimi, Çağdaş Bilimin Kökenleri (1949) 4- Jean Piaget, Başkasının Gözüyle Bakmayı Öğrenmek, Çocukta Yargılama ve Usavurma(1928) 5-Stephan Jay Gould, Darwin’in Suistimali, İnsanın Yanlış Değerlendirmesi (1981) 6- Francis Bacon, Kabile Putları, Novum Orangum (1620) 7-Rober Boyle, Dört Elementten Kuşkulanma (1661) 8- Isaac Newton ve Robert Hooke, Işığın Doğası Konusunda Tartışma, Mektuplar (1672) *Kaynak
olarak belirtilen makalelere Popüler Bilim Kitapları Dizisi, Tübitak
yayınlarından Edmund Blair Bolles’in editörlüğünü yaptığı ‘Galileo’nun
Buyruğu- Bilim Yazılarından Bir Derleme’ adlı kitabından ulaşılmıştır. |