Biyoloji Ders Notları
Biyoloji Bilişim Makaleleri Biyoloji Master Doktora Makaleleri Biyoloji Makaleleri Genetik Makaleleri Genel Biyoloji Makaleleri Zooloji Makaleleri Adli Biyoloji Makaleleri Biyoloji KUMANDA Biyoloji Anketi Biyolog Sohbet ! BiyoTÜRK.com | Türk Biyoloji ve Genetik Portalı
Lise Biyoloji

Anasayfam Yap ! | Favorilerime Ekle ! | E-Mail Gönder !

Biyoloji Biyoloji Haberleri
Biyoloji Makaleleri
Röportajlar
Özel Dosyalar
Biyoloji Sözlüğü
İngilizce Sözlük
Oyun
Video
Mezun Biyoloji
  YAZARLARIMIZ
F.Mehmet İPEK

Fatih Üniversitesi , Biyoloji Bölümü , 4. SINIF 
...........................................................................................................


ASBEST Neden Kullanılmamalı?

(Fatih Mehmet İPEK*, Bahay GÜLLE*)

...........................................................................................................

Asbest Nedir? :

Bir doğal silikat minerali olan asbestin ısıyı iletmemesi yüzünden insanlar ile birlikteliği eski çağlarda başlamıştır. On dokuzuncu yüz yılın ikinci yarısından sonraki endüstri devriminde, ısı, elektrik, sürtünme ve asitlere dayanıklı olması yüzünden bir çok işyerlerinde kullanıldığı için "sihirli mineral" olarak anılırken, yirminci yüz yılın ikinci yarısından sonra karsinojenik olması ortaya çıkınca, ismi "öldürücü toz" olmuştur.

  

Tarihte Asbest Kullanımı:

  Arkeolojik çalışmalar asbest kullanımının 2500 yıl öncelerine kadar gittiğini göstermektedir. Preshistorik Fin seramiklerinde, lamba fitillerinde, Yunan ve Roma uygarlıklaı döneminde üretilen çeşitli dokumalarda asbest lifleri kullanılmıştır. Marco Polo 1250 yılına ait yazılarında Sibirya'da asbestli dokumalar üretildiğinden söz etmektedir. Yunan ve Mısır tarihinin ilk devirlerinde asbeste rastlanmış, hatta Çin medeniyetinin ilk çağlarında hasır ve keçelerde asbest kullanılmıştır. Roma'da hükümdar ölülerinin sarıldıkları örtülerin asbest kumaşından yapıldığına dair kayıtlar bulunmuştur. 18. yüzyılda kalıcı olmalarını sağlamak için bazı eserler asbestten yapılmış kağıtlara basılmıştır. Ancak asbest yataklarının ticari boyutlarda işletmeye alınmasi 19. yüzyıla rastlamakta, 20. yüzyıl başlarından itibaren ise bu mineraller yaygın bir şekilde endüstride kullanılmaya ve alternatifi bulunmayan yerlerini almaya baslamışlardır.

Asbest'in Kullanım Alanları:

  • Çimento ürünleri
  • Kimya
  • İlaç
  • Lastik-plastik
  • Boya
  • Kağıt
  • Uzay sanayisinde
  • 3000’den fazla endüstriyel ürünün yapımında
      • Basınca dayanıklı borular
      • İç-dış cephe ve tavan kaplama
      • Fren balataları
      • Çeşitli contalar
      • Özel filtreler
      • Kağıt ürünleri


  Asbest minerali, lifsi yapısından dolayı çimento ürünlerine katıldığında beton içindeki çelik kafese benzer şekilde özel bağlayıcılık niteliğine sahiptir ve bu nedenle betonun mukavemetini artırmaktadır. Elektriğe ve ısıya karşı yalıtkanlığı, diğer yandan ateşe dayanıklılığı asbestin tüketim alanlarını belirleyen başlıca teknolojik özellikleridir. Bütün bu özelliklerinden dolayı asbest, 3000'den fazla endüstriyel ürünün yapımında kullanılmaktadır. Basınca dayanıklı borular, iç-dış cephe ve tavan kaplama malzemeleri ve levhaları, fren balataları, çeşitli contalar, özel filtreler, kağıt ürünleri asbestin kullanıldığı başlıca ürünlerdir. Kimya, ilaç, lastik-plastik, boya, şeker, kağıt ve uzay sanayilerinde de asbest çesitli ürünlerin imalinde kullanılmaktadır.


Asbestin fiziksel yapı olarak iki türü vardır:

  1. Düz (amphibol)
  2. Eğri lifli (chrysotile)

Düz (Amphibol) asbest , kimyasal yapısına göre 5'e ayrılır:

  1. crocidolite (mavi asbest)
  2. amosite (kahverengi asbest)
  3. tremolite
  4. anthophollite
  5. actinolite

  Endüstride en çok kullanılan eğri lifli (chrysotile) , crocidolite ve amosite cinsleriydi. Bunlardan sağlık için en tehlikelileri olan crocidolite ve amosite'nin kullanılışı bir çok ülkede yasaklanmıştır. Endüstride kullanılan asbestin % 90'inı kapsayan chrysotile de bir çok ülkelerde yasaklanmış olmasına karşın daha az karsinojenisitesi tartışmalı olduğu için bazı ülkelerde sıkı kontrol altında kullanılmaktadır.

  • Chrysotile : kıvrımlı yada büklümlü ve kıvrılabilir
  • Amphibol : düz, sert, kırılgandırlar.
Chrysotile (Beyaz asbest)
Crocidolite (mavi asbest)
Amosite (kahverengi asbest)
Tremolite
Anthophollite
Actinolite

 

Chrysotile (Beyaz asbest)

  • Endrüstride en sık kullanılan (%90) serpentin formu oluşturur.
  • Genellikle üst solunum sisteminde kalan yumuşak kıvrımlı fibriller olarak görülür.
  • Asbestozise neden olur.
  • Tekstil fren balataları, kiremit,eternit, ve yalıtımda kullanılır.

 

  Crocidolite (Mavi asbest) , Amosite (Kahverengi demirden zengin asbest) , Tremolite , Tnthophille (beyaz asbest) ve Actinolite , amphibolleri oluşturur. Rijit fibriller oluşturur ve akciğerin periferine ulaşırlar. Üç tip lezyonlada birliktelik gösterirler.


  Amfiboller daha az olmalarına rağmen Chrysotile'den daha patojeniktir. Özellikle malign plevral tümörlerin başlamasında. Mezotelioma ile ilgili bazı çalışmalar daima amfibole maruz kalmanın ilişkisini gösterir. Asit ve alkalilere rezistans gösterir ve yalıtım işlerinde kullanılırlar.


  Düz ve sert amfibollerin büyük patojenitesi onların aerodinamik yapısı ve eriyebilirliği ile ilişkili görünmektedir. Chrysotileler daha kıvrımlı ve kıvrılabilir yapısı ile üst solunum yolunda yoğunlaşır ve mukosilier aktivite ile taşınır. Akciğerde kalmış olan Chrysotileler amphibollerden daha kolay eridiği için dokudan uzaklaştırılır. Zıt olarak sert ve düz olan amphiboller havada kalır ve akciğerin derinliklerine kadar ulaşırlar ve epitel hücrelerini pentre eder. Amphibol fibrillerinin uzunluğu patojenitede önemli rol oynar. 8 Mikronmetyre den uzun 0,5 mikronmetreden ince olanlar kısa ve kalın olanlardan daha zararlayıcıdır. Ancak amphiboller ve Chrysotilelerin ikiside fibrojeniktir, artmış dozları asbest ilişkili hastalıklarda artmaya neden olur. Sadece amphibole maruz kalma mezotelioma hastalıgına neden olur. Diğer inorganik tozlara zıt olarak asbest tumor inişiator ve promotoru olarak rol oynar. Asbest üzerine absorbe olmuş potansiyel toksik kimyasallar fibrillerin onkojenitesine de karışır. Örneğin sigara içenlerdeki karsinojenlerin asbest fibrillerine absorbsiyonu sinerjide önemli rol oynayabilir. Asbest işçilerinde yapılan bir çalışma ile sadece 5 kat fazla olan bronş kanseri sigara içen asbest işçilerinde 55 kat fazla riske neden olmaktadır.


  Bugüne kadar ülkemizin değişik yörelerinde yapılan araştırmalar sonucu Asbest ile ilgili sağlık sorunlarının en çok yaşandığı bölgeler:

  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi; Diyarbakır (Çüngüş, Ergani, Çermik), Elazığ (Palu, Maden), Malatya, Adıyaman, Mardin, Şanlıurfa (Siverek), Kilis.
  • İç Anadolu Bölgesi: Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Çankırı, Yozgat (Sorgun), Eskişehir (Mihalliçık), Kütahya (Gediz), Afyon (Emirdağ), Denizli (Tavas), Burdur (Yeşilova), Konya (Ereğli) Karapınar, Mersin Hatay, Adana.

  Türk bir hastada ameliyat sonucunda 130 milyon asbest lifi saptanmıştır. Bu miktar 2. Dünya Savaşından sonra asbestle çalışan işçilerde görülenden de çoktur.


  Ülkemizde finanse edilmeyecek projelerin başında asbestos içeren mamuller üreten veya üretim sürecinde bu maddelerden önemli miktarda kullanan tesisler gelmektedir.

  EPA (Environmental Protection Agency); ABD Çevre Koruma Kurumu'nun Asbest için izin verdiği en yüksek doz 1 lif/cm3 tür.


  Asbeste maruz kalan işçilerde bronkojenik karsinoma ve mezotelioma (plevral veya peritoneal) gelişir. Bronkojenik karsinoma riski 5 kat artmıştır, mezotelioma riski normal populasyonda oldukça düşüktür (milyonda2-17) bu olgularda 1000 katdan fazla artmıştır. Eşlik eden sigara içimi bronkojenik karsinoma riskini artırır, mezoteliomayı etkilemez.


  1982'de dünya genelinde 27.500.000 kadar işçi, kanserojen bir madde olup ciğerleri, plevrayı ve karın zarını etkileyen asbeste maruz kalmıştır ve yılda 200 000 ton kullanılan asbest insan sağlığı açısından çok sakıncalı madde olarak kabul edildiğinden Almanya 'da kullanılması yasaklanmıştır. İnce asbest tozları öldürücü asbestos hastalığına neden olmaktadır. Asbestli ürünlerin kullanılmasında açığa çıkan 5 - 200 ?m boyutunda ve < 3 ?m kalınlığında olan tanecikler solunum yolu ile alınınca insan sağlığı için çok tehlikeli olabilmektedir. 15-50 yıl gibi uzun latent süresinden sonra insanların bronşiyal rahatsızlıklarına ve tümörlere sahip olmalarına sebep olmaktadır.


  Asbestin etkilenim derecesini belirleyen etkenler:

  • Asbestten etkilenimin miktarı
  • Etkilenim süresi
  • Yaş
  • Beslenme durumu
  • Kalıtımsal özellikler
  • Hava koşulları ve solunum hızı

  Asbest lifleri havayla alındığında bu liflerin büyük bölümü hava yollarında ve solunum yolları hücrelerinde birikir. Bunların üst solunum yollarının yukarı bölümlerinde kalan bir bölümü boğazdaki mukus tabakasıyla birlikte balgamla atılır ve yutulur.Ancak bir bölümü akciğerin derin kısımlarına kadar iner ve vücuttan hiçbir zaman çıkmayabilir.Suyla alınan veya balgamla yutulan asbest lifleri bir kaç gün içerisinde dışkı ile atılır Çok azı mide ve bağırsak hücrelerinden geçerek diğer vücut hücrelerince tutulur veya idrarla atılır.


  Asbestin solunmasına bağlı olarak kişide;

  • asbestozis
  • akciğer kanseri
  • mezoteliyoma
  • plevra lezyonları gibi hastalıklar oluşabilmektedir.


  Tüm asbest çeşitleri bu hastalıklara neden olabilmektedir.Ancak tehlike derecesi lif türüne ( amfibollerde krizotile göre daha fazla ) ve lif boyuna ( uzun lifler kısa liflere göre daha tehlikeli ) bağlıdır.

  Asbestin yol açtığı hastalıklar:

 

  • Asbestozis; akciğerlerde asbest liflerinin birikmesi neticesinde oluşan iç palmonari fibrozlarının yayılması ile oluşan hastalıktır.
  • Akciğer kanseri ; genellikle ana bronşlarda oluşur.Ancak periferide ve küçük bronşlarda görülebilmektedir.Asbestin neden olduğu akciğer kanseri sigaranın neden olduğu akciğer kanserinden ayrılamamaktadır.Asbestin bütün türleri akciğer kanseri oluşumuna neden olabilmektedir.
  • Mezotelyoma; Genel nüfus içinde plevra ve peritonda kötü huylu mesothelioma oluşması çok nadirdir.Plevra mezotelyoma akciğerleri çevreleyen plevral boşluğunun serosal bağlantılarında oluşur.
  • Plevra lezyonları ; Plevra kalınlaşması veya örtücü zarlardan birindeki plaklar çoğunlukla akciğer radyografilerinde görülür.Asbeste uzun süreli maruziyetler neticesinde görülen bu tür kalınlaşmalar iyi huylu olarak tanımlanır.Ancak bu lezyonlar solunum fonksiyonlarının azalmasına yol açmaktadır.


KAYNAKLAR:

  • Barış YI. Asbestos and erionite related chest diseases. Ankara, Turkey. Semih Ofset Mat. Lmd Co, 1987; 62-109.
  • Barış YI, Bilir N, Artvinli M. Et al : An epidemiological study on an Anatolian village environmentally exposed to tremolite asbestos. Br J Indust Med, 1988: 45: 838-40.
  • Yazıcıoğlu S, Ilcayto R, Balcı K. Et al. Pleural calcification,pleural mesotheliomas and bronchial cancers caused by tremolite dust.Thorax, 1980;35: 564-569.
  • Barış YI, Simonato L, Artvinli M. Et al. Epidemiological and environmental evidence of health effects of exposure to erionite fibers: a four year study in the Cappadocian region of Turkey. Int J Cancer 1987; 39:10-17.
  • Selcuk ZT, Çöplü, L, Emri S, et al: Malignant pleurall mesothelioma due to environmental mineral fiber oxposure in Turkey : analysis of 135 cases. Chest 1992;102:790-796.
  • Irkeç, T., 1990, Asbest, MTA Genel Müdürlügü Yayinlari, Egitim Serisi, No. 31, Ankaraak.
  • Türk Saglik Ajansi Yayinlari, Asbest, 1991.
  • World Mineral Statistics, 1987-1991.
  • Bursa Çevre Merkezi
  • EPA ABD Çevre Koruma Kurumu (Environmental Protection Agency)
  • American Journal of Industrial Medicine
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü ÇEVRE BİLİMLERİ VE TEKNOLOJİSİ TERİMLER SÖZLÜĞÜ Prof. Dr. Ertuğrul ERDİN
  • Dr. Talat Bahçebaşı

 *  Fatih Üniversitesi, Biyoloji Bölümü, 3.sınıf öğrencileri

Biyoloji TEZ - ÖDEV Arama Motoru
Nerede için
Türkiye'nin Biyoloji Portalı

Biyoloji


 


#ust