 |
BioMag'in
ilk sayısıyla merhaba,
Ülkemizde popüler ya da akademik seviyede
biyolojinin sevdirilmesi ve insanlara
tanıtımı amacıyla, her kesimden geniş
bir üye yelpazesine sahip BiyoTürk grubunun
ikinci aktivitesi BioMag dergisi , 2003
yılı ile birlikte yayında...
Yakında sitemizinde yayına girmesiyle
; e,grup , haftalık bülten , BioMag
ve sitesiyle biyolojinin hizmetinde
olacak olan BiyoTürk, sizlerin desteği
ve katılımıyla güçlenecektir.
Bu ilk sayımızda , ilk kopya insan haberlerinin
ortalıkta dolaştığı bir zamanda "İnsan
Genom Projesi-Human Genom Project"
konusunu irdelemek istedik. Bu amaçla
insan genom projesi hakkında değişik
görüş açılarından olayı değerlendiren
sitelerden sizler için bilgiler topladık.
|
Proje
hakkında konunun medyatik boyutundan , hukuki
boyutuna , sosyolojik boyutundan , ideolojik
boyutuna kadar geniş bir perspektifteki görüşlerin
yer aldığı bu siteleri inceledikçe ,projenin
yankılarını daha berrak göreceksiniz. Dosyanın
hazırlanması esnasında, bu ahengi bozmamak ve
birinci elden duyurmak amacıyla size direkt
olarak linkleri sunduk.
Ayrıca
konuyla ilgili olarak konuk yazarlarımızdan
Abdullah
DOĞAN'ın 2 yazısını da okuyabilirsiniz.
Bunun öncesinde Ankara Üniversitesi
Tıp Fakültesi , Tıbbi Genetik Bilim Dalı'ndan
Prof. Dr. Işık Bökesoy 'un yazısıyla dosyamıza
kısa bir giriş yapacağız.Devamındaysa, konunun
detaylı incelendiği bölümün sonunda Genom Projesi'yle
ilgili bir kaç ingilizce linkle dosyamızı kapatacağız.
Herkese faydalı olması dileğiyle , iyi okumalar...

1.Giriş
İnsan
Genom projesi “yaşamın sırları çözüldü” sloganı
ile Clinton ve Blair tarafından Haziran 2000
de dünyaya duyuruldu. Henüz başlangıcın sonuna
gelindiği bilinen bu proje ile DNA' üzerinde
yer alan bazların dizinlerinin büyük kısmı öğrenilmiştir.
Elde edilen bilgiler, gerçekten yaşamı uzatacak
mı, hastalıklar ortadan kalkacak mı, doktorluk
mesleği gereksiz mi olacak, insanların bundan
yarar ve zararları ne olacak, bizim gibi ülkelerde
durum ne olacak soruları ülkemizde de tartışılmaya
başlanmıştır.
2.Tarihçe
Mendel tarafından faktör denilen,
1900 lerde gen olarak adlandırılan birimlerin
insan kalıtımında da geçerliliği Formal Genetik
alanının doğması ile sonuçlanmıştır. Genlerin
yapısı ise 1953 yılında kalıtsal madde DNA nın
yapısının anlaşılmasıyla en çok merak edilen
konular arasına girmiştir. Bu buluşlarıyla Nobel
Ödülü’nü kazanan araştırmacılar açtıkları yeni
sayfanın yansımalarını bu boyutta düşünememiş
olabilirler. Kalıtsal madde DNA’nın çift sarmal
yapısı; canlı yapı ve fonksiyonlarını belirleyen
molekülün kendini nasıl çoğalttığı, sonraki
soylara nasıl aktarıldığı, değişinim özelliklerini
ortaya koymakla dinamik ve statik özelliklerini
açıklamıştır.
Bu bilgiler; canlıların birbirine
benzerliğini ve farklarının temelini ortaya
koymuştur. Bu konuda kazanılan bilgiler ve geliştirilen
teknolojiler bilgi birikimini artırdıkça çalışan
grupların sayısı da artmıştır. Ancak birbirinden
bağımsız yürütülen bu çalışmalar harcanan zaman
ve malzemelerle tekrarlara da neden olmuştur.
Bilgisayar teknolojisinin de kullanımıyla bu
büyük proje hesaplanandan daha kısa zamanda
sonuçlanma yoluna girmiştir. Sonuçta Amerika'da
NIH ve enerji komisyonu DOE’nin yaptıkları girişimle
projelendirilmiş ve uluslararası boyutta çok
uluslu ele alınmıştır. Bu proje için harcanan
para insanın aya gidip gelmesi için harcanan
paradan daha fazladır.
3.Günümüzde tüm genom
sırları öğrenildi mi?
Bugün ilk aşaması tamamlanmakta
olan bir sürecin başında bulunuyoruz. 3.2 milyar
baz çftinden oluşan insan çekirdek DNA dizisi
çıkarılmış olmakla harfleri bilinen ancak kelimelerinin
anlamları yıllar sonra öğrenilen antik dönem
abc'leri hatırlanabilir. Genomun işlevselliği
yani hangi dizilerin hangi proteini kodladıkları,
bunların yerleri ve çalışma yolları, birliktelikleri,
kullanılabilirlikleri, protein protein etkileşimleri
öğrenilmedikten sonra bu bilgi ‘ham’ haliyle
fazla birşey ifade etmez.
Şimdi yine hastalara dönerek
hastalardaki değişime uğrayan bölgelerin hangi
hastalıkları nasıl yaptıkları ortaya konmak
zorundadır. Ancak bunlar tamamlandıktan sonra
tanı, tedavi ya da zenginleştirme denen şimdilik
kabul görmeyen ancak gelecekte yüzleşeceğimiz
kullanım şartları tartışılabilecektir
4.Canlı genomu
için bunca emeğin karşılığı nedir?
Bu proje ile bir icat yapılmadığını
var olan genomun keşfedildiğini biliyoruz. Genom;
bir hücre ya da canlının sahip olduğu genetik
bilgilere yani anne ve babasından gelen biyolojik
kalıta verilen addır. Genom o canlının şeklini,
fonksiyonlarını bir anlamda ‘kaderini’ belirler.
Genomun çözümü bu nedenle yaşamın sırlarının
çözümü demektir. Yaşam için gerekli bilgilerin
içeriği ve bunların nasıl kullanıldığının anlaşılması
büyük bir kazanç ve bu bilgileri elde tutanlar
için büyük bir güç potansiyeli taşımaktadır.
Projeye katılan resmi organizsayonların
dışında özel firmaların da bir süredir bu alanda
büyük yatırım yapmaları beklenenlerin büyüklüğünü
göstermektedir. Üstelik bu yalnızca sanıldığı
gibi insanla sınırlı değildir. Yaşamın sırlarının
çözülmesi bu alanda değişim yapma, amaca yönelik
zenginleştirme, seçilenlerin üretimi, başka
canlıların model olarak ya da insan için farklı
amaçlarla da kullanılmasını gündeme getirebilecektir.
Bu teknolojiyi kullanabilenler için ise güç
demek olacaktır.
5.Proje tıp ve
düşünce alanında değişimler getirir mi?
 |
Genom
projesi insan genomunu hedef alırken kullanılan
tekniklerin gelişim ve kullanımında diğer
canlılarda çalışılmıştır. İnsandan önce
diğer canlıların yapılarının çözümlenmesi
ile kazanılan bilgiler insan genomunun
aydınlatılmasında yararlı olmuştur. Yine
bu bilgiler sonucu gözlenen homolojiler
insanın doğada ayrıcalıklı bir yapısı
olmadığını; yer solucanı, fare ve sinekle
ortak yapılanma gösterdiği bölgelerin
olduğunu göstermiştir. Canlılar evreninde
geçerli kuralların insan için de geçerli
olduğunu göstermiştir. Bugün elde edilen
bilgiler evrim kuramını ortaya attığı
için yargılanması bitmeyen Darwin’i hiç
olmadığı kadar desteklemektedir.
|
Canlıların ya da türlerin özellikleri daha iyi
anlaşılmaya başladığı gibi aynı tür hatta aynı
ailede farklılıklarımızın da kökenleri anlaşılmaktadır.
Bu yolla polimorfik özellikler toplumların göçlerini
ve etnik yakınlıklarını ortaya koyabilecektir.
Yine bu özelliklerin adli ya da askeri amaçla
kimlik tesbitinde önemli katkıları olacaktır.
Bu farklılıklarımızın yaygın
insan hastalıklarındaki rollerinin anlaşılması
ve çevre ile etkileşimlerinin ortaya çıkması
korunma yollarının anlaşılmasını da sağlayacaktır.
Bugün henüz abc’ si ortaya konan bu bilgilerin
kullanımı anlaşıldıkça bu bilgilerin yalnız
dış çevre değil kendi birlikteliklerinden de
nasıl etkilendiklerini ortaya çıkaracaktır.
Tek gen hastalıkları ki ender hastalıklar grubunu
oluştururlar, tanı ve tedavi hedefi olarak tıp
uygulamalarında yer edinmeye başlamıştır.
Tüm bu bilgilerin insan için
kullanılmasını öngörmekteyiz. Bu bilgilerin
kullanıma girmesiyle hastalıkların erken tanısı,
tedavisi, doğum öncesi değiştirme ya da ayıklanması
gündeme gelecektir. Bu getirileri kullanan kişiler,
gruplar ya da ülkeler ile diğerleri arasında
nasıl bir ayrım yapacaktır şimdiden öngörmek
kolay değildir. Her ne kadar uluslarası sözleşmelerle
birtakım sınırlamalar getirilmeye çalışılsa
olayın yasal, etik ve sosyal yönleri de ele
alınsa zaman bunun tutacağı yolu daha iyi ortaya
koyacaktır.
6. Doktorlara iş
kalmıyor,herşey laboratuvarda bitecek mi?
Hekimlik mesleği eskisinden
daha fazla önem taşımaktadır. Ne yapılacağı,
neden ve nasıl yapılacağının yanı sıra tıbbi
yaklaşımın sosyal boyutu ön plana çıkacaktır.
21. yüzyılda koruyucu hekimlik, sosyal ve psikolojik
iyilik hallerinden hekimler sorumlu olacaklardır.
Etik sorunlar için bugüne kadar süregeldiği
gibi hekimler hastalarının hakları yanında,
onlara zarar verecek uygulamalardan korunmayı
da görev edineceklerdir. Moleküler tekniklerin
getirisinden insanın yararlanmasını sağlamaktan
hekim sorumlu olacaktır.
7.Tehlikeler neler
olabilir?
Kişisel farklılıklar
içinde hastalıklar yanı sıra, kişinin fiziksel-fonksiyonel
ya da zihinsel farklılaşmasına neden olan genlerin
de girmesiyle hasta-normal ayrımının sınırları
değişebilir. Sigorta, okul ya da toplumda doğum
öncesi tanıya gitmediği için ‘hasta doğanlar’
yük olarak algılanabilir ve yükün kabul edilebilirlik
sınırları şimdiden öngörülemez. Suçlamalara
uygun sosyal çevreyi bulamayan hastaların kendileri
de katılabilirler.
Genetik yapı kimliğin yerine geçebilir.
İnsanlar kötü genli- iyi genli, üstün-geri diye
ayrımcılığa uğrayabilirler. İnsanların gizlilik
hakkı ve onuru zedelenebilir. Tedavi ve tanı
şansının kimlerin olabileceği etiğin eşitlik
ilkesiyle çelişki yaratabilir. Adalet parası
olanlar için geçerli bir olgu konumuna düşebilir.
Bugün özel kanserlere ya da hastalıklara göre
tedavi hazırlanması söz konusu olabilecektir.
Bunun ekonomik bedeli de biliniyor. O halde
pastadan pay üstün insana mı gidecektir sorusu
korku uyandırıyor.
Gen tedavisinde başarı, geçen
süre içinde istendiği düzeye gelememiştir. Başarısızlıklar
ya da uzun süreli izlem sonuçları sınırlayıcılık
getirmektedir. Denek bulmak kolay değildir.
Denek konusunda kurallar konmamış ülkelere tedavi
konusundaki pazarlamalara hekimler dikkatle
yaklaşmalıdırlar.
Moleküler
çalışmalar sonucunda görülmektedir ki aynı hastalık
bir genin farklı değişinimleri ile de olabilmektedir.
Bu değişinim noktalarını kolay tanıyacak ‘kit’lerin
geliştirilmesi halinde farklı mutasyon taşıyan
toplumlarda, hazırlanandan yararlanma şansı
düşecektir. Tedavi için de aynı şey söylenebilir.
Özgün tedavilerin gelişmesiyle, farklı değişinimlerle
aynı sonucun doğduğu hastalıkların tedavisinde
ilerleme ivmesinin düşük olacağı söylenebilir.
8.Ülkemizde durum
nedir?
İnsan genom projesi
ile ilgili olarak yeni yılda nukleotid dizilerinin
büyük ölçüde çözümlendiği görülmektedir. 22.
kromozom ve arkasından 21. kromozomun üzerindeki
diziler ortaya konmuştur. Bu yolla insanda kaç
gen olduğu sorusuna yeni çıkarımlar yapılarak
bu sayının varsayılanların bazılarından daha
aşağıda olduğu anlaşıldığı gibi DNA'nın organizasyonunda
kodlama yapmayan alanların daha yaygın oldukları
anlaşılmıştır.
Yerleri bilinen, ifade bulan
bu genlerin bir kısmının ne iş yaptığı bilindiği
halde diğerleri keşfedilmeyi beklemektedir.
İnsanda var olan 23 çift kromozomun en küçükleri
dışında kalan 21 tanesi üzerinde çalışılmaya
devam edilmektedir. Bu keşfi yapacak bir alt
yapı ülkemizde yoktur. Var olan olanaklar ise
bilim adamı sayısı, alt yapının birçok laboratuar
arasında bölünmüş olması, yatırım eksikliği
ve organizasyon eksikliği nedeniyle yapılamaz
durumdadır. Ender hastalıkların sıklığı, geniş
aile yapısı nedeniyle bu alanda önemli bir gen
kaynağı durumundaki ülkemizde özgün çalışmalar
yeterli değildir.
Ülkemizin güncel koşulları
çerçevesinde genom projesi ile kazanılan bilgiler
tanı için değişik hastalıklarda ve değişik yoğunlukta
kullanılmaktadır. Tıp fakültesi bünyelerinde
bu yapılanma daha sınırlı iken Boğaziçi, Bilkent
gibi Üniversitelerde Moleküler Biyoloji Bölümlerinde
daha geniş boyutlardadır. Muskuler distrofiden,
kistik fibrozise, talasemilerden Huntington
koresine kadar tek gen hastalıkları ya da polimorfizmlerle
yaygın hastalıklarda ya da bağlantı analizleri
ile tek gen hastalıklarında çalışılmaktadır.
Ankara, Hacettepe, ODTÜ gibi diğer
birimlerde de bu çalışmalar kendi başına yapılmakta
olup organize değildir. Özel laboratuarlarda
da bu girişimler başlamıştır. Tanı için başlayan
bu hareketlenme etik kuralların acilen oluşturulmasını
gerektirmektedir. Sonuç olarak; sağlık, bilim
politikaları ve ulusal etik komisyon oluşturulması
için geç kalınmışlık sınırlarında olduğumuz
söylenebilir.
|